Bismillahirrahmanirrahim.

mars gezegeni

Mars:

Güneş sistemimizde üzerinde en çok araştırma yapılan gezegenlerden birisi marstır. Nasa bu gezegeni haritalamış , dünya , ay ve venüs ile birlikte internette yayınlamıştır. World wind programı vasıtasıyla bu gök cisimlerinin yüzeyini incelemek mümkündür. Şimdi bu program yardımıyla marsı inceleyelim.

Not: Google earth yeni sürümüde artık marsı gösteriyor.

İşte mars çıplak gözle böyle görünüyor. Kahverengi-kızıl bir yüzey.

Yine world wind programı yardımıyla gezegen yükseltilerini mola color düğmesine basarak renklendirdiğimizde aynı yüzeyi böyle görüyoruz. Mavi ve lacivert renk düşük rakımlı yüzeyi yeşil sarı ve turuncu sırayla daha yüksek rakımlı yüzeyleri gösteriyor. İlk bakışta gezegen yüzeyine çok miktarda asteroidin (göktaşı) çarpmış olduğunu görebiliyoruz. İrili ufaklı binlerce krater.  Fakat bir husus çok dikkat çekici.

Dikkat ederseniz Düşük rakımlı yüzeyde çok daha az krater fakat yüksek rakımlı yüzeylerde daha fazla krater var. Bence bu durum açıkca şu anlama geliyor. Bu göktaşları gezegen yüzeyine çarptığında gezegende büyük okyanuslar ve denizler vardı.

İşte büyük bir deniz. Resme biraz daha zum yapalım..

Görüldüğü gibi yeşil sarı ve kahverengi yani yüksek rakımlı yüzeyde çok krater olmasına karşın deniz olduğunu düşündüğümüz yüzeyde hemen hemen hiç krater yok. O halde  “Yüzeydeki su göktaşlarının çarpmasını tamponlayarak krater oluşmasına izin vermemiş. “ diyebiliriz. Şunu da söyleyebiliriz. Bahsettiğimiz göktaşları milyonlarca yıl içinde değil çok daha kısa bir süre içinde hepsi birden (bir kaç gün olabilir)  yüzeye çarpmıştır. Yani çok kısa sürede çok yoğun bir göktaşı yağmuru… Göktaşlarının çarpmasıyla meydana gelen yüksek sıcaklık gezegenin yüzeyindeki suyun buharlaşmasına veya gezegenin içerisine girmesine sebep olmuştur. Göktaşı yağmuru bittiğinde yüzeyde su da kalmamıştı.

Su olan yüzeylerdeki kraterler hem sayısal olarak az hem de  kraterin çapı daha dardır. Okyanus yüzeyine düşen göktaşlarının ancak iri olanları okyanus zeminine ulaşarak krater oluşmasına sebep olmuştur ve bu kraterlerin çapı daha dar olmuştur.

Mavi ve yeşil boyalı yüzeyleri derin ve sığ denizler sarı kahverengi ve kırmızı yüzeyleri dağlar taşlar ovalar olarak düşünürsek marsın ne kadar dünyaya benzediğini fark ederiz. Peki marsta daha önce canlılar varmıydı. Cevap evet vardı.

Mars eskiden tıpkı dünyaya benzeyen bir gezegendi. Ve boş değildi. Oradada bitkiler , hayvanlar, bakteriler ve insan benzeri canlılar yaşıyordu. Onlarda muhtemelen doğup yaşayıp ölüyorlardı. Yani tıpkı dünyada şu anda olan gibi ..

Taki kıyamete kadar.

Bismillahirrahmanirrahim.

“Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helâk edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap’ta (Levh-i Mahfuz’da) yazılmış bulunuyor. “ (İsra -58)

Bizim ileride başımıza gelecek olan kıyamet onların başına geldi ve gezegendeki tüm canlılar öldu. Kıyamet onlara göktaşı yağmuru olarak geldi ve yukarıdaki ayet gerçekleşti.

Her şey bittimi. Hayır. Asıl her şey yeni başlıyor. Yani tekrar yaratılma ve hesap.

Bismillahirrahmanirrahim

“Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. Sonra da yalnız O’na döndürüleceksiniz.” (Rum-11)

Peki bu yeniden dirilme nasıl oldu. Cevap fatır 9 ve kaf 9-10-11. ayetlerde..

Fatır 9 “Allah, rüzgârları gönderendir. Onlar da bulutları hareket ettirir. Biz de bulutları ölü bir toprağa sürer ve onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltiriz. İşte ölümden sonra diriliş de böyledir.”

kaf 9-10-11  ” Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte (dirilip kabirlerden) çıkış da böyledir.

Arka plan fotoğrafında olduğu gibi pek çok mars fotoğrafında bir su hatta yağmur izi vardır.  Ancak bu yağmur göktaşı yağmurundan sonra olmuş ve kaya ve taşların üzerindeki toprağı akıtarak görünür hale getirmiştir. Yağmur ile temas eden cesetler Allahın (c.c.) izni ve kudretiyle tekrar canlanmışlardır.

 Bismillahirrahmanirrahim

“ …. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın. “ (fetih-23) (ahzab-62)

Bismillahirrahmanirrahim.

“Hayır hayır. Yer dağılıp parça parça parçalanınca.

Ve Rabbin (emri) gelip melekler de saf saf dizilince.

Ki Cehennem de o gün getirilmiştir, o insan o gün anlar, fakat o anlamadan ona ne fâide?” (Fecr-21-22-23)

 Allah önce mahlukunu yaratır daha sonra bu yaratmayı tekrar eder ve mahlukat hesaba çekilir.  Allahın adaleti gereği suçlular cehenneme atılırlar. Peki marslılar için cehennem nasıl bir şeydi nasıl geldi ne oldu.

Cevap mars kanyonu. Bu kanyon uzmanların aşırı zorlama ifadelerine göre marstaki depremler veya su hareketleri ile oluştuğu söylenmektedir. Görünen köy klavuz istemez.  Deprem böyle yüzey şekilleri oluşturmaz. Su hareketi hiç olamaz çünkü kanyonun iki ucu ve her yeri aynı rakımdadır. Rakımları aynı olan iki nokta arasında su hareketi olmaz.

Görünüşe göre gezegene başka bir gök cismi inmiş.  Mars kanyonu doğu ile batı arasında uzanmaktadır. Yani gezegenin dönüş ekseninde.  Bunu resimdeki pusuladan anlamak mümkün. Pusulanın kuzeyi kırmızı olan taraf , kanyon ise batıdan doğuya doğru uzanmaktadır.  Yüzeye inen bu büyük cisim daha sonra batıdan doğuya doğru hareket ederek kanyonu oluşturmuştur. Batıdan doğuya hareket ettiğini kanyonun şeklinden anlamak mümkün. Kanyonun sığ olan kısımları homojen mavi renktedir. Kanyonun derinliği ortalama 5000- 8000 metredir. Dikkat edilirse kanyon boyunca krater hemen hemen hiç yoktur. Buradan kanyonun göktaşı yağmurundan sonra oluştuğunu anlıyoruz. Sürtünmeden dolayı oluşan malzeme muhtemelen sürten cisim tarafından yer çekimiyle çekildi veya bir rüzgar ile etrafa dağıldı.

Mars yüzeyine inen bu büyük cisim beklide başka bir gezegen işte şu bölgede durdu.

Bu büyük cisim mars yüzeyine indiği esnada  yaptığı basınç ile hemen yanında üç büyük volkan oluştu ve bu volkanlardan lav ve duman fışkırdı. Bu yanardağlardan taşan lav dev cisiminde yerçekimi etkisiyle büyük çoğunluğu cisme doğru aktı. Akan lav o bölgedeki kraterleri sildi kapattı. Yani bu cisim mars yüzeyine inene kadar bu üç volkan ve diğerleri yoktu.

Taşan lavlar sebebiyle bölgedeki rakım yükseldi. Bu bölge gezegenin en yüksek rakımlı bölgesidir.

Yine dikkat edilirse görülebileceği gibi resmin sol tarfında pek çok göktaşı krateri olmasına rağmen sağ tarafta krater yoktur.

İşte kafirlerin sevkedildikleri yer.

Bismillahirrahmanirrahim.

“Onlara şöyle denecek: “Yalanlamakta olduğunuz şeye (cehennem azabına) gidin.”

“Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur.” ” (Mürselat 29-30-31)

İşte üç çatallı alevden korumayan gölge…

Mars kanyonunun jeolojik yaşı:  Şimdi hatırlamadığım bir kaynaktan (discovery kanal) olabilir kanyonun jeolojik yaşı 10.000 ila 40.000 yıl arasında olabileceğini duymuştum. Yani aslında çok yakın bir tarih.  Tesadüfmü acaba modern insanın yeryüzünde görülmeye başlamasıyla hemen hemen aynı tarihlere denk gelmesi..

Melekler:

Melekler Allahın (C.C. )rızasını kazanmış Allahın kullarıdır. Vatanları ise marstır. Dünyadaki insanlar ve cinler hesaba çekildikten sonra Allahın rızasını kazananlar da melek olacaktır. Lut kavmini yok etmeye gelenler melekler idi. Belkide ufo diye tabir edilen cisimler meleklerin seyahat araçlarıdır.

Melun şeytan : Mars aynı zamanda yeniden dirilme gününe kadar  izin verilen kibirli , nankör,  insanoğlunun düşmanı şeytanın doğup yaşayıp öldüğü ve tekrar diriltildiği yer.

Cehennem: Öyle bir gök cismi olmalıki.. Sıvı olmamalı, marstan küçük olmamalı, çokta büyük olmamalı. Büyükçe demir bir çekirdeğe sahip olmalıki sağlam olsun tıpkı dünya ve mars gibi. Çok uzakta olmamalı yani güneş sisteminde olmalı. Bu şartlara uyan bir gezegen ters yönde dönen venüs olabilir veya jupiterin uydusu  io. Venüsü world wind den inceleyebilirsiniz.

Açıklama: Allahtan başka herkes yanılır kitabımız kuranı kerim tam doğrudur. Ancak ben bir kulum yanılabilirim. Bu hazırladığım döküman bende olan kuran bilgisi , mars yüzeyinden elde ettiğim bilgiler ve diğer bilgilerin harmanlasıyla bende oluşan kanıdır. Makale içinde şöyledir böyledir diye yazdıklarım bir yorumdur. İnsanların kafalarında bir ışık yakmaya vesile olmasını dilerim.

ŞEYTAN VE TUZAKLARI

 Kutsal kitaplarda şeytandan bahsedilmektedir. Onun lanetli ve nankör olduğu bütün insanların apaçık düşmanı olduğu anlatılmaktadır. 

 Kehf 50 “Hani biz meleklere: Âdem’e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!”

 Bu ayetten iblisin cinlerden olduğu anlaşılmaktadır.

 Araf 11 “Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.”

 Bu ayetten de iblisin asi olana kadar melek olduğunu anlıyoruz.

 Araf 195 Rahmân (olan Allah, melekleri) evlât edindi, dediler. Hâşâ! O, bundan münezzehtir. Bilakis (melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.

 Bu ayettende meleklerin Allahın lütfuna mazhar olmuş kulları olduğunu anlıyoruz.

 Sad 75 “Allah: Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.”

 Bakara 34 “Hani meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük taslamış ve kâfirlerden olmuştu.

 Bu iki ayetten iblisin kibirlenerek rabbinin emrine karşı gelip asi olduğunu anlıyoruz.

 Araf 11,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25 – “Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblis’ten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.

Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.

Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.

Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”

Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi.

Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”

“Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”

Allah, dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”

“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”

Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”

“Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.

Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.

Dediler ki: “Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”

Allah, dedi ki: “Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.”

Allah, dedi ki: “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan (mahşere) çıkarılacaksınız.”

 Allah taala melekleri Hz. Ademe secde ettirerek meleklere üstün kılmıştır.  Bu durum kibirlenen iblisin secde etmeyerek kafir olmasına sebep olmuştur. Şeytan biliyorduki ademoğlunun soyuda tıpkı kendileri gibi imtihan edilecekti. Ademe düşmanlığı sebebiyle ademoğlunu yoldan çıkarmak için izin istedi. Ademoğlunun soyundan iyi kimseler olduğu gibi kafirlerde olduğundan Hak taala izin verdi.

 İsra 62 Yine demişti ki: “Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım.”

 Şeytan ademoğlunun soyunu azdırmak ve kontrolü altına almaya yemin etti.

Ayeti kerimede geçtiğinden boş bir yemin değildir. Neticede şeytan tek bir kişi. Her ne kadar cin de olsa tek başına bu yeminini tutamazdı. Bu amaçla bir örgüt  kurması gerekir.

 O halde dünyada öyle bir örgütlenme olmalı ki kendisi görünmediği halde gücü her yere nüfuz etmiş olsun. 

Bu linklerde de Önder aktaçın masonları anlatan bir kitabı var.. “en muhterem masonmu ? satanmı ?”

 http://dl.dropbox.com/u/69955034/kitaphepsi.rar

 37. sayfaya dikkat…

“ Hatta fazla iddiacılık olmazsa diyebilirimki, şeytan yeryüzündeki faaliyetini masonlar aracılığıyla sürdürüyor.

 Masonluk öyle bir teşkilattırki şeytan tarafından kontrol edildiği çok açıktır.

  • ·         Sadece inançlı insanlar yani yaratıcıya ve ahirete iman edenler mason olabilir.

Çünkü şeytan ateistle uğraşmak istemez o kişi zaten yoldan çıkmıştır.

  • ·         Aralarına alacakları mason adaylarını kendileri (şeytan) seçer ve teklif ederler. Masonluk müracaatını kabul etmezler.
  • ·         Masonlar diğer masonları kayırmak zorundadır. Nerde gidip gidip gelen bir başbakan nerde her dönemde makamını koruyan bürokrat varsa her dönem işi tıkırında giden sermaye sahibi varsa mason olma ihtimali çok yüksektir. Çünkü aralarında hem sağcı hem solcu hem türk hem kürt hem sanayici hem general hem siyasetçi hem gazeteci vardır.
  • ·         1 ile 33. Derece arasındaki masonlar yavaş yavaş yontularak merhametsiz , şeytana tapan , keçi kanı içen tiplere dönüştürülür.
  • ·         Bu amaçla siyasetçi bürokrata göz yumar bürokrat müteahhite avantaj sağlar. Gazeteci olayı çarpıtır. Keçi kanı içen mason haberini vermez sağır gibi davranır. Halk geleyana gelince asker tankları halkın üstüne salar. Vs. Sonuçta hepsi birbirinden nemalanır. 

Bu menfaat düzenini kaybetmek istemeyen masonlar uğur mumcunun geometrik nokta-sına bile ses çıkarmazlar. http://www.imge.com.tr/product_info.php?products_id=10157

(Bu yazı önder aktaçın kitabında son sayfalarda mevcut.)

  • ·         Bu menfaat sağlama düzeni masonların şeytanlaşmasına sebep olur.

https://www.youtube.com/watch?v=BiOeiEgVISk

Yukarıdaki videoda keçi kola içen kıdemli masonlar bir sürü komik şeyler yapıyorlar. Birbirlerine bakıp gülmemek içinde başlarına kukuleta geçirmiş kocaman kelli felli adamlar. Ayinin senaristi yalancı şeytan. Ayin baştan sona saçmalık, komiklik ,  iğrençlik ve kibirlenme dolu. Şeytan adaylara özellikle kendi isteğiyle geldiğini söylettiriyor, Keçi kanı içilmesinin sebebi de keçinin şeytan gibi inatçı olması ve bu kanı içerek şeytana benzeme arzusu olabilir.

 Şeytan ve masonlar : İbrahim-22 “İş bitirilince şeytan da diyecek ki: “Şüphesiz Allah, size gerçek olanı söz verdi. Ben de size söz verdim ama yalancı çıktım. Zaten benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Ben sadece sizi çağırdım, siz de hemen bana geliverdiniz. O hâlde beni kınamayın, kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Şüphesiz ben, daha önce sizin, beni Allah’a ortak koşmanızı kabul etmemiştim. Şüphesiz, zalimlere elem dolu bir azap vardır.”

 Bu ayeti ahiret gününde şeytan ile masonlar arasında geçen bir konuşma olarak düşünün.

Mason olmaları için şeytan insanları çağırır. Onlarda menfaat için kabul ederler. Yüksek dereceli azgın masonlar şeytanın isteği üzerine şeytana tapar keçi kanı içerler. Fakat şeytan onların bu tapınmasını red eder. Onlarla dalga geçer.

 Mason örgütünün şeytani bir sistem olduğuna bir kanıt da şu ayettir.

 Bakara 169 – “O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.

 Masonlar  Allah ismini kullanmazlar bunun yerine bir sürü isimlendirme yaparlar.

Birkaç tanesi..

  • ·         Evrenin ulu mimarı.
  • ·         Evrenin ulu geometri üstadı
  • ·         Yücelerin yücesi. Vs.

Masonlukta 33 derece vardır. 33. derece masonları aralarından birini pek muhterem” olarak seçerler. Bu masonunda üstünde bir mason vardır , onun adıda en muhteremdir. Yani önder aktaçın kitabının başlığında geçen isim. en muhterem masonmu ? satanmı ? pek muhteremi herkes tanır fakat en muhteremi kimse tanımaz. pek muhterem emirleri en muhteremden alır. Buraya kadar her şey normal gibi görünüyor. Anormal durum şu.  en muhterem denen mason seçilmediğine göre en az masonlukla yaşıt olmalı veya kendisine kıyamete kadar izin verilen kibirli şeytan olmalı. Çünkü nankör şeytan Hz Adem efendimizden önce yaratılmış ve hala yaşamaktadır.

 EVRİM DEĞİL ŞÜKREDENE NİMET.

 Sonra Ademoğlu ile birlikte zürriyeti dünyaya indirildi. Orada yaşayıp ölecekler  ve orada tekrar diriltileceklerdi..

 Tin 4,5,6 Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.

Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.

Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.

 Allah taala Hz. Ademi en güzel şekilde yarattı. (Rabbine asi olunca)

Sonra ondaki nimetleri alarak onu tarihteki eski insanlar haline getirdi.

Bu nimetleri ancak iman edip salih amel işleyenlere , şükredenlere vermektedir. Nankörlük edenleride helak etmektedir.  Burada kastedilen nimet yiyecek içecek değil akıl, yetenek gibi insanı öne çıkaran ruh ve beden özellikleridir. Tıpkı aşağıdaki resimde görüldüğü gibi birinde nimet yok diğerinde var.

  

fatiha 6,7  –  “İhdinas siratal mustekîm. Siratallezine en’amte aleyhim ğayril mağdubi aleyhim ve laddâllîn.” “bizi dosdoğru yola ilet , nimet verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanların yoluna iletme ”  diyerek her namazda kendimiz ve zürriyetimiz için Allah taaladan nimet dilyoruz. Bu nimetlere şükredip sahip oldukça ahseni takvime yaklaşıyoruz , cennetteki Hz. Adem babamıza biraz daha benziyoruz. Tekasur suresinde de nimetlerin şükründen sorgulanacağımız buyuruluyor. Nimetlere şükretmek ise onları Allah rızasına uygun olarak kullanmak yani Allah rızası için yaşamakla olur.
Ruh nedir ?  Bir sistemin bilinçli hareket edebilmesi için hem donanıma (bilgisayar veya ceset) , hemde yazılıma (işletim sistemi veya ruh) ihtiyacı vardır. Bir robot ile insanı kıyaslarsak robottaki yazılım insandaki ruha denk gelir. Ruh ; içeriği emir olan bir bilgidir. Yazılımda öyledir. Robotun mekanik aksamı ve ciplerden oluşan donanımı ise insandaki cesete denk gelir. Bilgisayarlardaki işletim sisteminin silinmesi ise insandaki ölüme tekabül eder.

isra 85 Sana ruhtan sual ederler. De ki: «Ruh Rabbimin emrindendir. Size ise ilimden ancak az birşey verilmiştir.»

ayeti ruhun Rabbimizin emrinden teşekkül ettiğini gösteriyor. Emir bir komut yani bilgidir. Bilginin kütlesi yoktur yani bir madde değildir.

Haşr  24 –  “O öyle Allah ki halık, barî, müsavvir o, en güzel isimler (Esma-i hüsnâ) onun, bütün Göklerdeki ve yerdeki ona tesbih eder, o öyle azîz, öyle hakîmdir.”

Şöylede diyebiliriz.

Allah odur ki… Yoktan maddeyi yaratan, maddeden donanımı (cesedi) yaratan, bu donanıma uyumlu olarak yazılım (ruh üfleyen) yükleyendir.  Canlı olan herşey önce bir maddeye sahip olmalı bu madde mükemmel bir tasarıma sahip olmalı, bu da yeterli değil olmazsa olmaz bir karar verici bilgi bu tasarıma eklenmelidir. İşte bu bilgi organik canlılarda ruh, mühendislikte yazılımdır.

DEĞİŞİK KONULAR

Deve iğne deliğinden ne zaman geçecek.

Araf suresi 40. ayet “Âyetlerimizi yalanlayanlar ve o âyetlere uymayı kibirlerine yediremeyenler var ya, onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler! Biz suçluları işte böyle cezalandırırız. ” şeklinde buyurulmuştur. Arapçada cemel kelimesi halat veya deve anlamına gelir. Bazı meallerde bu ayet şöyle yorumlanır.

S.Piriş – Araf 40 “Ayetlerimizi yalanlayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, onlara gök kapıları açılmayacak, halat iğne deliğinden geçmedikçe, onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte biz, suçluları böyle cezalandırırız. “

Burada suçlular ancak halat yada deve iğne deliğinden geçene kadar (yani bir vakit tanımlaması) cennete giremeyecekleri anlaşılıyor. Eğer uygun kelimenin halat olduğu düşünülürse ki bu çok daha mantıklıdır, çünkü halat bir nevi kalın iptir ve ipler iğne deliğinden geçerler.  Bu durumda halatın gelecekte bir vakit incelerek ip haline geleceğinden bahsediliyor olabilir. Peki halat incelirmi. Cevap evet incelip ip haline gelir hatta mutlaka gelecek nasılmı. Bilindiği gibi  iğne demirden yapılır. halat ise içinde demir eser miktarda bulunan çoğunlukla carbon oksijen hidrojen vs içeren bir organik yapıdır. Bilinenin aksine sadece radyoaktif elementlerin yarılanma ömürleri yoktur. Bütün elementlerin bir yarılanma ömrü vardır.  İşin ilginci demirin yarılanma ömrü sonsuza yakındır. yani diğer elementlerden milyarlarca kat daha fazla. Bu durumda trilyon x trilyon asır hatta çok daha fazla zaman sonra demir haricindeki elementler enerjiye dönüşerek azalacak fakat demir aynı şekilde kalacaktır. İşte o gün kalınca bir halat ip haline gelecek ve iğneden geçebilecektir. Bu ayetteki zaman tanımlaması işte bu zamanı işaret ediyor olabilir.

Ebediyet ile sonsuzluk farklıdır. Her şey yok olacak, Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbimiz baki kalacaktır. Başlangıcı ve sonu olmayan yanızca Allahtır.  Bu ayette  suçluların ebediyyete kadar cezasını çektikten sonra her şey helak olmadan önce bir süre için cennete girebileceklerine  işaret ediliyor olabilir. Ebediyyet ne kadar bir süredir acaba derseniz….  http://www.akat.org/sizin_icin/evren_yok_olmayacak.html     n.scientist çevirisinde son paragrafta yaklaşık 10 üzeri 122 yıl deniyor. 10 defa 10 milyarı 10 milyar ile çarparsanız bulacağınız sayının 100 katı. Pek çok kişinin sonsuzluk anlayışından bile büyük.
milyon(6),
milyar(9),
trilyon(12),
katrilyon(15),
kuintrilyon(18),
sekstrilyon(21),
septrilyon(24),
oktrilyon(27),
nanilyon(30),
desilyon(33),
andesilyon(36),
dudesilyon(39),
tredesilyon(42),
kattirdesilyon(45),
kuindesilyon(48),
seksdesilyon(51),
septendesilyon(54),
oktadesilyon(57),
novemdesilyon(60),
vijintilyon(63).

sayılar burada bitiyor. 10 üzeri 122 ye daha ad koymamışlar.

Genişleyen evren
Esma-i husna da yer alan iki isim El-Kâbıd ve El-Basit dır.

Kâbıd: “Daraltıp sıkan.” “Kıtlık veren”

Basit; “Açıp genişlik veren.” “Bollaştıran.”

Diye yazılmış kaynaklarda..

Peki Kuranda ilk ayette geçen “Alemlerin Rabbi” buyururken kastedilen alemler nedir. Alem diye evrendeki galaksiler kastediliyor olabilir. Evrende yani yüce Arş ta ne kadar galaksi var bu bilinmiyor. Sadece pek çok olduğu biliniyor.  Eğer Alemlerden kastedilenin galaksiler olduğunu düşünürsek El-Kabıd ve El-Basit isimlerinin anlamı ortaya çıkmış olabilir. Çünkü şu anda evrende fizik ilmi ile açıklanamayacak bir olay oluyor bu olay halen de devam ediyor. Olay şu,  bütün galaksiler birbirinde uzaklaşıyor yani evren genişliyor. Üstelik bu genişlemenin hızı gittikçe artıyorki bu fizik kanunlarıyla açıklanamıyor. Bu durum Rabbimizin El-Basit isminin tecellisi olabilir. Eğer böyleyse Rabbimizin diğer güzel  ismi olan El-Kabıd bir zamandan sonra galaksileri yine bir araya toplayacak demektir. yani genişlemeden sonra daralma.

Hac 73
Hac 73- “Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi ona iyi kulak verin. Sizin Allah’tan başka taptıklarınız bir sinek dahi yaratamazlar, hepsi bunun için toplansalar bile. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan kurtaramazlar. İsteyen de âciz, istenen de.”

Bakara 26-   Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. (Allah) onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır.

Genetik araştırmacıları genetik araştırmalarında model organizma olarak meyve sineklerini kullanırlar. Evrim teorisini kanıtlamak isteyen batılı bilim adamları meyve sineklerini mutasyona uğratarak yeni bir tür veya yeni bir özellik ortaya çıkarma peşindedir. Yaptıkları çalışmalarda mutasyon yolu ile  meyve sineklerinin göz rengini değiştirebilmişlerdir. Ancak göz rengi, değiştirilen sineğin tekrar eski göz rengine dönmesi mümkün değildir.

Yukarıdaki ayeti kerime evrim teorisini veya bilim adamlarını yaratıcı yerine koymak isteyenleri konu alıyor olabilir. Evrim teorisi veya bilim adamlarının bir sinek bile yaratmadığı malum. Sineğin dna sını (göz rengini) bir şekilde  değiştirseler bile bu dna değişikliğini sinekten geri alamazlar. Bu hususta bilim adamları da sinekte acizdir. İşte bu ayet bu konuya işaret ediyor olabilir.  Kesin olan ayeti kerimenin hak olduğudur. Yorum hatalı olabilir.

Karıncalar , hud hud kuşu.

Neml 18 , 19- Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi. Süleyman, onun bu sözüne tebessüm ile gülerek dedi ki: “Ey Rabbim! Beni; bana ve ana babama verdiğin nimetlere şükretmeye ve razı olacağın salih ameller işlemeye sevk et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat!”

 

Yukarıdaki ayetlerde karıncaların aralarında tıpkı hud hud kuşunun Hz. Süleyman ile konuştuğu gibi haberleştiği anlaşılmaktadır. Hayvanları birbirleri ile konuştuğu zaten bilinen bir şey. En çok bilineni deniz altında veya havada ses dalgası ile konuşma. Ses dalgası ile haberleşme her şeyi açıklayamaz. Bugün televizyonda binlerce sığırcığın  havada ahenk içinde dans edercesine tam bir senkronizasyon halinde sağa sola yukarı aşağı uçtuklarını izledim. Bu olayı ses dalgaları veya gözle takip ile gerçekleştirmek mümkün değil. Bu olay ancak tek bir liderin bir nevi elektromanyetik dalga veya benzeri bir yöntemle senkronize ve yön  komutları göndermesiyle olabilir. Sadece bunlarda yetmez uçan her sığırcığı bu komutları değerlendirerek hatasız uygulamasıda gerekmektedir.

Tak tak  tak tak …… (veya zil sesi kapı çalıyor.)

Kim O …..

Kimse yok….. (veya Sessizlik)

Bu durumda kapıyı açmaya gerek yok kimse yokmuş dermiyiz. Demeyiz. Neden . Çünkü açık bir olay var kapının kendi kendine çalması imkansız. Mutlaka birisi kapıyı çaldı.

Gelelim karıncalara .. Herkesin bildiği gibi karıncalar şaşırmaz , beklemez ve kaybolmaz . Yuvalarında 100 lerce metre öteye gittikleri halde … O halde tıpkı sığırcıklarda ve pek çok hayvanda olduğu gibi kendilerine özel bir haberleşme yöntemine sahipler. Peki bizde neden yok. Olmaması olmayacağı anlamına gelmez. Nitekim Hz. Süleyman efendimizde bu özellik vardı. Peki bizde neden yok derseniz aslında mantıklı cevabı çok basit. Bu özellik her insanda var ancak aktif edilmemiş halde. Nasıl bir bilgisayara yazıcı veya usb çubuğu bağladığınızda eğer sürücü yazılımı bilgisayarda bulunmuyorsa bu bağlanan cihazların çalışmayacağı gibi, İnsanda bulunan  bu çeşit bir haberleşme donanımı yazılım olmadığından çalışmamaktadır.. Allah taala  Hz Süleymana bu yeteneği bahşetmiş ve Hayvanlarla konuşturmuştur.

Yunus 100 – “Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir. “

Araf 7  “Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir” 

Allah taala kibirlenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım buyuruyor. Kuranı kerimdeki her ayeti kendi bilgisi ile açıklamaya çalışan kibirli insandır. Allah kibirlileri sevmez. Allaha iman edip kulluk eden o ayetlerinde haktan geldiğini bilir ve “İnandık, hepsi rabbimizdendir” der. Diğeri ise imtihanı kaybeder.

Umuma sirayet eden fitne.

enfal 25 – “Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.

Demokrasinin  tanımı şöyle , Demokrasi: Tüm üye ve vatandaşların organizasyon ve devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Veya çoğunluğun yönetimidir. vs.

Öte yandan hüküm ve hikmet Allahındır mealinde bir çok ayet vardır.

Yusuf 40 – “……. Siz ve atalarınız, Allah’ı bırakıp kendi icadınız olarak, kutsadığınız şeylere kulluk ediyorsunuz. Oysa Allah, onlar hakkında hiç bir delil indirmemiştir. Hüküm, yalnız Allah’ındır. Kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmez. “

En-am 116 – “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.”

Herşeyi bilen ve hikmet sahibi olan sadece Allahtır. Hüküm yani kanun koyma gücü ve yetkisi sadece onundur.  Çoğunluk tarafından masum bilinen demokrasi ise sapkınlıktır. Demokrasi ise insanı hüküm koyucu olarak tanımlar. İnsanoğlunun Allahın hükmünden ve o hükmün uygulaması , açıklaması olan sünnetden başka bir şeye ihtiyacı yoktur. İnançlı insanlar  ancak  ilahi kanunlara paralel olarak ve asla sınırı aşmayacak olan yönetmelik hazırlayabilirler.

Bakara-196

Bismillahirrahmanirrahim

Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun. Biliniz ki Allah’ın vereceği ceza ağırdır.

Hac farz olan emirlerdendir. Allah Taala geçmişide geleceğide bilir. Allah insana taşıyamayacağı yükü yüklemez. Elbetteki Allah ileriki zamanlarda hacca kotalar konulacağını müminlerin hacdan engelleneceğini biliyordu.

Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. ”  Ayetin baştaki 3 cümlesi engellenerek hacca gidemeyen müslümanlara ne yapmaları gerektiğini anlatıyor.  İlk cümle ise kurban gönderip başı traş etmemenin tam hac yerine geçmediğini anlatıyor. Yani suyu görünce teyemmüm abdestinin bozulması gibi.  Eğer hac yapabilmek mümkünse normal hac yapılacak yani ihrama girmek, vakfe , tavaf , say vb yapılacak. Eğer mümkün değilse bakara 196 ile amel edilecek. Bu engel kaktığında ise kesinlikle geciktirlmeden  yine normal hac vazifesi yerine getirilecek.

Osmanlı padişahlarıda pek çok zaruri sebep nedeniyle hac görevlerini yerine getirememişlerdir. Heralde onlarda bu ayet ile amel etmişlerdir diye düşünüyorum.

Farz olan haccın engellenmesi ise elbette şeytan ve tayfasının  tuzağıdır.

Hac 25-  “İnkâr edenler ile Allah’ın yolundan ve içinde, yerli, misafir bütün insanları eşit kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyanlar (azabı hak etmişlerdir.) Kim de orada zulmederek haktan sapmak isterse, biz ona elem dolu bir azaptan tattıracağız. “

Hacca kota koyanlar, sadece kendi vatandaşlarına haccı serbest edenler yukarıdaki ayetleri okusunlar bir daha düşünsünler. Öyle bir yetkileri yok. Herkesin eşit hakkı var.

2014 te ne olacak. 2014 e dikkat. çok dikkat.

2014 yılında çok önemli olaylar olacak gibi görünüyor.  Şeytanın adımını takip eden güçler eliyle 10-15 yıldır devam eden pek çok anlamsız , zalimce olay hep 2014 yılını işaret ediyor.

  • Spitsbergen Adasına Bill gates , Rockefeller Vakfı, Monsanto Şirketi, Syngenta Vakfı, Norveç hükümeti ve diğerleriyle birlikte, “kıyamet günü tohum bankası” olarak adlandırılan bir projeye milyonlarca dolar yatırmaktadır.
  • FEMA (Federal Acil Yönetim Ajansı)’nın ABD çapında 800’e yakın toplama kampı var.  Milyonlarca kişiyi barındıracak Bu kamplarda milyonlarca tabut var. FEMA devreye girdiği anda, kanunları askıya alabilme, insanları göç ettirebilme, gerekçesiz olarak gözaltına alma ve tutuklayabilme gibi inanılmaz yetkilere de sahip.
  • Son yıllarda çeşit çeşit virüslerle karşılaştık. Üstelik bu virüsler sadece asyalı , afrikalı ve güney amerikalılara musallat oluyor öldürüyor.  Bazıları yaşlıları değil gençleri öldürüyor çok ilginç . En son çıkan koronavirus arapları hiç sevmiyor.
  • KKKA yani kırım kongo son yıllarda hortladı. Ne aşısı ne ilacı var.
  • 2014 yılını mart ayında çarpma ihtimali çok  çok az olan büyük bir göktaşı dünyayı sıyıracak geçecek veya çarpacak. Bu göktaşı eğer dünyaya çarparsa dünyamız yılar sürebilecek bir nükleer kış etkisine maruz kalacak.
  • Bu göktaşı büyük ihtimal dünyaya çarpmayacak ancak nasa göktaşlarını uydular ile bilardodaki gibi yönlendirme yeteneğine sahip. (deep impact , tempel1)  http://www.cnnturk.com/2005/bilim.teknoloji/bilim/07/04/deep.impact.tempel.1i.vurdu/108476.0/index.html
  • İşgal güçleri afganistan savaşının 2014 te biteceğini çekileceklerini açıkladılar. Fakat mevcut durum itibariyle bu mümkün görülmüyor.
  • Suriyeye tokat atmak isteyenler eğer kimyasal silahlarını 2014 ortalarına kadar imha ederse tokat atmayacaklarını söylediler. Hatta imha işlemleri başladı bile bu ne sürat.
  • Herkesin nükleer silahı var ama birileri sadece iranın nükleer silah üretmesinden  korkuyor. Üstelik bu paranoyaklar hiroşimaya ve nagazakiye 2 atom bombası atmaktan sabıkalılar.

Nükleer kış ve sonuçları nedir : Bir nükler savaş sebebiyle veya dünyaya çarpacak bir bir göktaşı sebebiyle yerden kalkacak toz bulutu atmosferi saracak ve güneş ışınlarının dünyaya girişi azalacak.  Dünya soğuyacak  toz bulutu dağılana kadar belki bir kaç ay belki bir kaç yıl boyunca ziraat yapılamayacak açlık ve hastalıklar baş gösterecek bitkiler ölecek yağmalamalar ve ölümler başlayacak.

Hava soğuyunca virüsler dünyayı saracak ilaç ve tedavi imkanı olmayan insanlar özellikle bazı ırklar yeryüzünden silinme tehlikesiyle karşılaşacak. Her kış bir kaç kişiyi öldüren sars , kuş , domuz vb virüsler soğuğun uzun sürmesiyle kitlesel katliama sebep olabilecek. Tohum stoklamayan kısır tohum kullanan ülkeler ve çiftçiler böyle bir felaketten sağ çıksa bile tohum sıkıntısı çekecek açlıkla başbaşa kalabilecekler.

Böyle bir felaket yaşanırsa abd ve avrupa içerisinde yaşayan ve sevilmeyen afrikalı ve asyalı ve güney amerikalılardan da kurtulmuş olur. Sonrada şeytan uşakları derlerki “yahu şu darwin ne kadar haklıymış , evrim teorisi doğruymuş , bunlar az evrimleşmiş ırklardı zaten”. Şeytanın amacıda zaten yaratıcıyı inkar ettirmek değilmi.

Eğer böyle bir feleket yaşanırsa iran ve suriye gibi devletlerin çok sert tepki vereceğini bilen şeytani güçler bu ülkelerin ellerindeki güçlü silahlardan çekinmesi ve paranoyak gibi davranmaları artık daha fazla anlam kazanıyor.

Böyle bir felaket yaşanmazsa avrupa ve abd 10-20 yıl içinde dünya liderliğini çine kaptıracak. Dünyanın egemen  sermayesi çinin servetini ve yönetimini  ele geçiremiyor. Bu sermayenin böyle bir felakete aslında ihtiyacı var. Birisinin de dediği gibi….

Bu konuyla ilgili daha fazlası…

http://mart2014.wordpress.com/

En büyük dolandırıcılık : PARA

Para nedir ?  Para bir dolandırıcılık aracı olarak kullanılıyor. Devletler veya sermaye tarafından değeri tespit edilen kağıt. Paranın değeri sabit değil , bugün ile yarınki satın alma gücü aynı değil. Parayı elinde bulunduran hep zararda.

Dünyadaki yoksulluğun sefaletin ve krizlerin baş sorumlusu : FAİZ

Kim parası , sermayesi varken bankadan faizle borç alır. Kimse almaz. Fakat insanlar bankalardan faizle borç alıyorlar. Neden çünkü insanların geliri giderine eşit veya daha az. İnsanlar çok çalışıyor, teknoloji ilerledi verim arttı,  fakat yoksulluk sefalet azalması gerekirken arttı. İnsanlar yoksullaştıkça bankalardan faizle alınan borçlar artıyor. Ve bankalar kar rekorları kırıyor. Oturdukları yerden üretim ile ilgili hiçbir iş yapmayan bankalar para alıp satarak haksız para kazanıyor. Her 10 senede bir çıkan uluslararası ekonomik kriz özellikle tasarlanıp uygulanıyorki biriktirilen sermaye tüketilsin ve daha fazla faizle borç alınsın, faiz çarkı dönmeye devam etsin.

Çözüm olarak paranın değerinin altına göre göre sabitlenmesi veya eskiden olduğu gibi para yerine altın veya gümüş kullanılması gerekiyor.  Faizin mutlaka yasaklanması gerekiyor. Faizli ekonomik sistemde üreten değil parazitler kazanıyor. Hiç kimsenin devletin bile kağıt para basarak gelir elde etmesi hakkaniyete uygun değil. Çünkü sen bu paranın karşılığı olarak bir hizmet üretmedin.

Her insan bir yıldızmı?

Tarık 1,2,3,4  Göğe ve târıka andolsun. Târıkın ne olduğunu sen ne bileceksin? O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.  Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın.

İnsan ile yıldız arasında sanki bir bağlantı var.

Yusuf 4,5   Hani Yûsuf, babasına “Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana boyun eğiyorlardı” demişti. Babası, şöyle dedi: “Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma. Yoksa, sana tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.”

Rüyada Hz. Yusufa 11 yıldız güneş ve ayın secde etmesi ..

Yusuf 100  Ana babasını tahtın üzerine çıkardı. Hepsi ona (Yûsuf’a) saygı ile eğildiler. Yûsuf dedi ki: “Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra; Rabbim beni zindandan çıkararak ve sizi çölden getirerek bana çok iyilikte bulundu. Şüphesiz Rabbim, dilediği şeyde nice incelikler sergileyendir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
Rüyanın yorumu olarak 11 kardeşinin Hz. Yusufa secde etmesi, her insanın bir yıldız olduğuna veya yızdızla bir bağlantısının olduğuna işaret ediyor olabilir. Neticede güneşte bir yıldızdır. Bu durumda galaksimizdeki her yıldızın  bir nefs veya kul olduğunu düşünebiliriz.

KAPİTALİST TIP

Tedavi eden kişiye hekim denilir anlamı “hikmet sahibi” demektir. Günümüzdeki hekimler kapitalist şirket ve hükümetlerin yönlendirmesi ve baskısı altındadır. Kapitalist her düzenin amacı para kazanmaktır. Kapitalist bir ülkede tıbbın kapitalist olmaması düşünülemez. Kapitalist tıbbın amacı tedavi etmek değil para kazanmaktır.

Bu sebeple hastalar ve hastalıklar bir gelir kapısı olarak görülmekte , kalıcı tedavi  yerine semptomları gidermek için sürekli tedavi hizmeti ve ilaç satmak daha karlı olmaktadır.

Nüfusun hasta sayısı ve tedavi masrafları artmaktadır.

Alternatif tıp öcü gibi gösterilmekte , yasaklanıp cezalandırılmaktadır.

http://nur99.wordpress.com/2007/01/24/tip-mafyasi/

http://www.ssptedavisi.com/tr/tip-mafyasi

40 yaşını geçen hemen herkes ilaç kullanmaktadır. Bu ilaçlar hastalığı tedavi yerine hastalığın vücüda verdiği zararları örtmektedir. Kalp şeker ve tansiyon hastalıklarına bir sürü para harcanmaktadır.

Kapitalist sistemde ne kadar büyük ve gösterişli ne kadar saygın olursa olsun hiç bir kurum ve kişiye veya hükümete sorgulamadan inanılmamalıdır. Bu çok büyük saflık olur. Çalışan bireylerin emekli olduktan sonra uzun yaşaması  kapitalist hükümetin  ve küresel sermayenin işine gelmez. Unutmayın !!!

Hadis

“Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç varetmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın.” [Ebu Dâvud, Tıbb 11, (3874).]

Tribulus (çoban çökerten)

Bu bitkiyi 30-40 yaşını aşan her insanın 5-10 yılda 1 kutu kullanması gerekir. Bu bitki damarlarda oluşan kolesterol plaklarını eritip dolaşımı rahatlatarak ms , şeker, tansiyon , kalp krizi vb pek çok hastalığı kalıcı olarak tedavi etmektedir. Piyasada tribulus veya panaks adıyla satılan bu bitkisel ilaçlar kapitalist medya ve tıp mafyası tarafından öcü gibi gösterilmektedir. Oysa bu bitki daha birkaç sene öncesine kadar sporcular tarafından kullanılıyor ve tavsiye ediliyordu. Ancak şifalı özelliği ortaya çıktıktan sonra zehir ilan edildi.

Adsız25 tl vererek stent takmaktan veya bypass ameliyatı olmaktan kurtulmak kapitalist tıbbın hoşlanacağı bir durum değildir.

Kepek ve un

6946 – Ümmi Eymen radıyallahu anhâ’nın anlattığına göre: “Kendisi bir unu eleyip ondan Aleyhissalâtu vesselâm için ekmek yapmıştır. Resülullah: “Bu nedir?” diye sormuş, o da: “Bu bizim diyarda yaptığımız bir yiyecektir. Ben ondan sizin için bir ekmek yapmak arzu ettim” demiştir. Aleyhissalâtu vesselam da: “Şu eleyip ayırdığın kepeği, öbürüne (un kısmına) geri kat, sonra yoğur (ve ekmek yap)” buyurmuştur.”

Ekmeğin kepeği ve ruşeymi çıkarılarak, ekmek içerdiği vitamin , mineral ve silikadan arındırılmaktadır.  Ruşeymi çıkarılmayan un kısa sürede bozulmaktadır. Unu depolayabilmek için ruşeym çıkarılmaktadır.

En doğrusu buğday tanesinin % 100 ünü  günü birlik una çevirmek ve mayalayarak ekmek yapmaktır.

Yemek ile ilgili diğer hadisler…

Çok yeme içmeden sakının! Zira o, bünyenizi hastalandırır, korkaklığı artırır ve ibadetlerinizde tembelleştirir.(Aclunî, Keşfü’l-Hafa, 1/279)

“Ademoğlu karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır. Oysa ki Ademoğlu için belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir. Şayet mutlaka yemesi gerekiyorsa, o zaman (midesinin) üçte birini yemek, üçte birini su, üçte birini de nefes için ayırsın.” (Tirmizi, Zühd, 47)

“Acıkmadan yeme , doymadan kalk.”

 (S.A.S)

Tevekkül

Halk arasında Allahtan gelene razı olmak olarak biliniyor. Bence asıl anlamı “yönetici edinmek” tir. Yani şirkten uzaklaşmak. Yani hayatımızda karşımıza çıkan her durumda (iktisadi , sosyal, dini, siyasi  ve hepsi) ve olayda bu husus ile ilgili Allah (taala) nın emir ve tavsiyelerini hatırlayarak bu emir ve tavsiyelere göre hareket etmek ve yaşamaktır. Kısaca yoldan çıkmamak şirk koşmamaktır.

... Mü’minler yalnızca Allah’a tevekkül etmelidirler. (Maide Suresi, 11)

Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 132)

 “Bize ne oluyor ki, Allah’a tevekkül etmeyelim? Bize doğru olan yolları O göstermiştir. Ve elbette bize yaptığınız işkencelere karşı sabredeceğiz. Tevekkül edenler Allah’a tevekkül etmelidirler.” (İbrahim suresi,12)

Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah’a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 48)

 

Published in: on 30/12/2010 at 15:58  Comments (3)  
Tags: ,
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.